kişi ehliyetleri

 

KİŞİLER HUKUKU

Hukuka göre kişi, haklara ve borçlara sahip olandır. Kişilik kavramı hukukta şu şekilde tanımlanır: Hukuk tarafından korumaya değer bulunan varlıklardır.(isim,ses,manevi değerler)

Kişi iki şekilde karşımıza çıkar.
Bunlar;
Gerçek Kişiler:İnsanlardır.
Tüzel Kişiler:Kişi
toplulukları veya mal topluluklarıdır. Kişiliğin Başlaması ve Sonlanması

Medeni kanun mad. 28:

Kişilik çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.

Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.

Bu maddeden anlaşılacağı gibi kişiliğin başlaması doğumla gerçekleşir.Birinci fıkrada sağ olma kelimesiyle,çocuğun anneden tamamen ayrılarak bir saniye dahi olsa nefes alması anlatılmıştır.Tamamıyla doğma kelimesiyle de çocuğun anne rahminden tamamen ayrılması kastedilmiştir.Çocuğun bir saniye yaşaması dahi miras hukukunda çok önemlidir.Çünkü,bu durum miras hukukunu tamamen değiştirebilir.Ayrıca,cenin doğmadan anne karnına düştüğü an hak ehliytini kazanır.Eğer cenin mirasçı ise, o doğmadan mira paylaşılmaz.Evlilik dışı bir cenin ise o doğmadan babalı davası açılabilir.

Gerçek kişiliğin sona ermesi kural olarak ölümle gerçekleşir.(Bir kimse öldüğü zaman 10 gün içinde nüfus müdürlüğüne bildirilmelidir)Kişiliği sona erdiren durumlar:

1.Ölüm: Bir hukuki olaydır ve gerçek kişiliği sona erdirir.

2.Ölüm Karinesi:“Bir kimse ,ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa,cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten kaybolur.”medeni kanun 31.mad. Bu duruma ölüm karinesi denilir.Ölüm karinesinin olduğu durumlarda mahkemeye değil, o yerin mülki amirine başvurması gerekir.O yerden kasıt başvurunun yapıldığı yerdir.

Sonuçları;

a.Ölüm karinesi gerçekleştiği zaman, mirasçılar mirası alabilirler. Eğer,öldüğü düşünülen kişi gelirse,mirasçılar ellerinde kalan mirası geri verirler.

b.Evlilik sona erer. Bu sırada öldüğü düşünülen kişinin eşi tekrar evlenirse ve öldüüğ düşünülen kişi geri gelirse 2. evlilik butlan olur, 1. evlilik geçerli olur.

 

3.Birlikte Ölüm Karinesi: Birden fazla kişi ölüyor ve hangisini önce öldüğü bilinmiyorsa , aynı öldükleri kabul edilir.

4.Gaiplik: Medeni kanunun 32.mad düzenlenmiştir.2 halde bu duruma karar verilir: a.Ölüm tehlikesi içinde kaybolma,
b.Uzun süredir haber alınamama.

Ölüm tehlikesi içinde kaybolma halinde 1 yıl, uzun süredir haber alınamama halinde 5 yıl geçmesi beklenir. Gaiplik kararı mahkeme tarafından verilir. Dava son yerleşim yerinde açılır. Eğer, hiçbir yere yerleşmemişse nüfusa kayıtlı olduğu yerde, böyle bir kayıt yoksa annesinin veya babasının kayıtlı bulunduğu yerde açılır. Dava, asliye mahkemesinde görülür.

Sonuçları;

1.Gaiplik kararı verildikten sonra, mirasçılar malları alır. Kişinin geri dönme ihtimali olduğundan dolayı mirasçılar teminat verir.Bu teminat ölüm tehlikesinde 5 yıl, haber alınamama halinde 15 yıldır.Bu süre içinde kişi geri gelirse mirasçılar aldığını iade eder. Zaman geçtiyse mirasçılar elinde kalanı verir.

2.Evliliği kendiliğinden sona ermez.Eşin boşanma davası açması gerekir.

GERÇEK KİŞİ EHLİYETLERİ

Kişi ehliyetleri

1.HAK EHLİYETİ

Hak Ehiliyeti Fiil Ehliyeti

 
 
 
 

Medeni kanun mad.8 de anlatılmıştır.Kişi doğmakla beraber hak ehliyetine sahip olur.Hatta cenin tam ve sağ doğmak şartıyla anne rahmine düştüğü an hak ehliyetine sahiptir.Hak ehliyeti, kişinin hak sahibi olabilmesi ve borç altına girebilmesidir.Hak ehliyeti kişilik kazanmakla beraber kazanılır.

Medeni kanunun 8. maddesine göre hak ehliyetinin iki ilkesi vardır.
A.Genellik İlkesi:1. fıkrada bahsedilir. Herkesin hiçbir ayrım gözetilmeksizin hak ehliyetine sahip olmasıdır. B.Eşitlik İlkesi:2.fıkrada bahsedilir. Herkes eşit olarak hak ehliyetine sahiptir.
Bu kuralın istisnaları şunlardır;
a.Hak Ehliyetinin Sınırlandırılması:

*Kanunda Öngörülen Sınırlandırmalar:
-Yaş: Evlenme ehliyeti için olağan evlenme yaşı 17, olağan üstü evlenme yaşı 16’dir. Evlat

edinme yaşı ise 30’dur.(yaştan bahsedildiği durumlarda, bahsedilen yaşı doldurmak kastedilir)

-Cinsiyet: Boşanmadan sonra iddet müttedi kadınlar için 300 gündür. Başka bir örnek soyağacı davası sadece baba tarafından açılır.

-Evlilik:Örnek olarak bayanın erkeğin soyadını alması. -Ayırt Etme Gücü

-Akıl Hastalığı: Akıl hastaları ayırt etme gücüne sahip olsalar dahi, evlenmeleri için tıbbi belge almaları gereklidir.

-Şeref ve Haysiyete Aykırılık

-Yabancılık: Yabancı uyruklu olma. *Hakim Tarafından Farklılık Oluşturulması

2.FİİL EHLİYETİ

Medeni kanunun 9. Maddesi

Hak ehliyetinin usul hukukundaki karşılığı taraf ehliyetidir.
Fiil ehliyetinin usul hukukundaki
karşılığı dava ehliyetidir.

 
 
 
 

Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.

Hak ehliyeti pasif bir ehliyettir.
Bir kimsenin fiil ehliyetine sahip olabilmesi için 3 unsur vardır(medeni kanun madde 10):

 
 
 
 

Bir kişi fiil ehliyetine sahip olarak aşağıdaki ehliyetlerde sahip olur.

1.Hukuki işlem yapma ehliyeti(Sözleşme yapabilme):Hukuki işlem hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içerisinde bir hukuki sonucun gerçekleşmesi amacıyla irade açıklamasında bulunmakla doğan hukuki olgudur.

2.Tasarruf Ehliyeti: Bu ehliyete sahip kişi haklarını devretmek, vazgeçmek, bir mal varlığının aleyhine

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

olmak üzere yükümlülük altına girmek gibi işlemler gerçekleştirebilir.

3.Haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti: Sözleşmeye aykırı durumlardan ve haksız fiillerden sorumlu olmak.

4.Dava Ehliyeti: Usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir.

 
 
 
 
 
 
 
 

4

 

a.Ayırt etme gücü b.Ergin olma c.Kısıtlı olmama

Not: Hak ehliyetine herkes sahiptir. Fiil ehliyetine yukarıdaki unsurları taşıyanlar sahiptir. Hak ehliyeti doğumla, fiil ehliyeti sonradan kazanılır.

Fiil Ehliyetinin Şartları

1.Erginlik:Belli bir yaşa gelme veya kanunen o yaşa gelmiş sayılmak.

Erginlik 3 şekilde olur ( medeni kanun mad.11 ve 12):

a.Normal Erginlik:18 yaşını doldurmayla kazanılır.

b.Evlenme ile Kazanılan Erginlik: Evlenen kişi erginliği kazanır.

c.Mahkeme Kararı ile Ergin Kılınma: 15 yaşını dolduran küçük kendi isteği ve velisinin isteği ile mahkemece ergin kılınabilir.

cc. Ergin Kılınma Şartları:

•15 yaşını doldurmuş olmak gerekir.(Mahkeme kararını verildiği tarih itibari ile küçük , 15 yaşını doldurmuş olmalıdır.)

•Küçüğün istemde bulunması(küçük bizzat istemde bulunmalı)
•Yasal temsilcinin rızası (burada vesayet mahkemesi Sulh mahkemesidir) •Küçüğün menfaati (açıkça kanunda belirtilmemiştir fakat doktrinde kabul edilir)

 
 
 

•Mahkeme Kararı: Hakim karar verirken ne zamandan itibaren ergin olacağı tarihi belirtir. Bu kimse tam ehliyetli olur.Velayet, vesayet sona erer.
Not:Kısıtlılığın kaldırılması nüfusa kayıtlı olduğu yer ve yerleşim yerinde ilan edilmeli.
2.Ayırt Etme Gücü (Temyiz Kudreti)

Medeni kanun mad.13:

Kişilerin ayırt etme gücüne sahip olup olmadıkları, bir taraftan kişilerin bizzat hak kullanma ve borç altına girebilme iktidarlarını, diğer taraftan ise bu kişilerle herhangi bir hukuki ilişki içine girenlerin hukuki durumlarının tespitini doğrudan etkilemektedir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri göz önüne alındığında, ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin bizzat hak ve borçlarını kullanabilmeleri mümkün olmamakla beraber, her nasılsa yaptıkları eylemler de hukuki sonuç doğurmayarak, geçersizlik yaptırımına tabidir. Bu kişilerin idrak edebilme ve iradelerine uygun olarak hareket edebilmelerinden bahsedilemediği için kanunda saklı tutulan istisnalar dışında başkalarına verdikleri zararlardan ötürü sorumlulukları da söz konusu değildir.

•Ayırt etme olayı görecelidir (nispi).Her olayın için tek tek değerlendirilir.
•Ayırt etme gücü bakımından sürekli ayırt etme gücü ile geçici ayırt etme gücü arasında bir fark yok. Fakat aile hukukunda farklı sonuçlar doğurur. Geçici olarak ayırt etme gücüne sahip olmayanların evliliği geçici,tam ayırt etme gücü yoksunluğu olan kişilerin evliliği mutlak butlandır.
İdrak: Kişilerin hareketlerinin sebep ve sonuçlarını değerlendirebilme yeteneğidir.
İrade: Kişilerin bir şeyi bilinçli seçmesi ve karar vermesidir.
Ayırt Etme Gücünü Ortadan Kaldıran Haller

A. Yaş Küçüklüğü:

Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.

FİİL EHLİYETİ BAKIMIDAN KİŞİLERİN SINIFLANDIRILMASI 1.TAM EHLİYETLİLER
Fiil ehliyetinin tüm şartlarını taşıyan kişilerdir.
2.TAM EHLİYETSİZLER

Ayırt etme gücünden mahrum kimselerdir. -hukuki fiil ehliyeti yoktur.

 
 
 
 

-haksız fiil ehliyeti yoktur.
-medeni kanunun 14.mad. anlatılmıştır.
-tam ehliyetsizlerin hukuki durumu medeni kanun 15.mad düznelenmiştir. -ayırt etme gücünden yoksun oldukları için iradeleri yok sayılır.

a.ayırt etme gücü olmayanların yaptıkları hukuki işlemlerin geçersizliği

-ayırt etme gücü olmayanların yaptığı tasarruflar geçersizdir.
-burada kişilerin ayırt etme gücünü geçici olarak kaybedip etmedikleri önem taşımaz. -tam ehliyetsizler tam korunur.
-tam
ehliyetsizlerle yapılan işlem yapıldığı andan itibaren geçersizdir.

Not:Tam ehliyetsiz ve iyiniyetli birisi arasında yapılan işlemde tam ehliyetsiz tam korunur.Hakim sadece durumu tespit eder.İşlem yapıldığı andan itibaren geçersiz olduğu için ,hakim işlem hakkında iptal kararı veremez.Sadece tespit davası açabilir.

Tam ehliyetsiz kişinin yaptığı hukuki işleme vasisi sonradan izin ve icazet verse dahi o işlem geçerli olmaz.

Tam ehliyetsizlerle yapılan işlemlerde; -taşınır mal istihkak davası ile geri alınır.

-Bu mal taşınmazsa tapu kütüğünün düzeltilmesi davası açılır, yolsuz tescil düzeltilir. Bazı taşınırlar vardır ki bunlara misli mal denir.

Misli mal: O bölgedeki ticari anlayışa göre zatına özel nitelikleri ile tanımlanmamış ölçme,tartma ile niteliği belirlenen maldır. ( Un,ekmek,şeker)

-Karşı taraf malı tükettiği için iade edilemez. Bunlarda da sebepsiz zenginleşme davası açılır. Tam ehliyetsiz dava açamaz, vasisi dava açar. Tam ehliyetsizle yapılan işlemle korunan tam ehliyetsizdir. Kanun bunu iyiniyetin üstünde bir değer olarak görmüştür.

YASAL TEMSİLCİ BAKIMINDAN DAHİ YAPILAMAYAN İŞLEMLER: “YASAK İŞLEMLER”

Vakıf Kurmak ,Bağış Yapmak ,Kefil Olmak
Kanuni temsilci anne baba dahi olsa bu üç işlemi yapamaz.

Not: Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar: İlke olarak sadece hak sahibi tarafından kullanılan temsili yasak olan haklardır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar:

 
 

-Mutlak Anlamda Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar: Nişanlanma, evlenme, çocuğun tanınması, babalık davası açma, evlat edinme,zinada af.

-Nispi Anlamda Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar: Daha çok kişiliğin ve adın korunması ile ilgili haklar

Mutlak anlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklarda istisna: Kişinin mutlak hakkı büyük ölçüde ihlal ediliyorsa yasal temsilci dava açabilir. Suç işleme, haysiyetsizce yaşam sürme, cana kasıt gibi fiillerin olması halinde yasal temsilci de boşanma davası açabilir.

HUKUKİ İŞLEMİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ KURALINA GETİRİLEN İSTİSNALAR

Kural olarak haksız fiil ehliyeti ve bundan kaynaklanan sorumluluğu yoktur. Haksız fiil doğrudan kusura bağlı olduğu için ve tam ehliyetsizin de kusuru aranmayacağından bu fiilden sorumlu olamazlar.Bu durumun istisnaları vardır.

-KUSURSUZ SORUMLULUK HALLERİ: yapı inşa malikinin sorumluluğu,araç işletenin sorumlulğu,boru hattı işletenin sorumluluğu ,hayvan tutucusunun sorumluluğu,devletin tatbikat ve manevralarından doğan sorumluluğu,Aile başkanı sorumluluğu.ü

Not: Kusursuz sorumluluğu kaldıran 3 durum;1.Mücbir sebep(kişilerden kaynaklanmayan olağanüstü durum) 2.Zarar görenin kusuru,3.üçüncü kişinin ağır kusuru.

Örn: tam ehliyetsizin malı var, inşaat yaptırıyor işçi elinden malayı düşürüp birine zarar verirse, zarar gören tam ehliyetsize tazminat davası açabilir.

Not:İstihdam eden,inşa edilmiş bir şeyin maliki,hayvan tutan,taşınmaz maliki ise bunların verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

-HAKKANİYET GEREĞİ SORUMLULUK: (somut olay adaleti) BK 54. maddede hakkaniyet sorumluluğu düzenlenmiştir. 1. Fıkra:” Hakkaniyet gerektiriyorsa hakim, ayırt etme gücü olmayan kimseye, vermiş olduğu zararın tamamını veya bir kısmını ödettirebilir.” Hakkaniyet gerektiren durum mali durumlar arasındaki uçurumdur. Tam ehliyetsizin oldukça zengin, zarar görenin daha fakir olması gibi.

-GEÇİCİ OLARAK AYIRT ETME GÜCÜNÜ KAYBETME: 2. Fıkra:” Ayırt etme gücünü geçici kaybeden, verdiği zararı ödemeye zorunludur. Ancak zararın kendi kusuru olmaksızın meydana geldiğini kanıtlarsa sorumlu olmaz.” Bu maddeye göre bir kişi geçici olarak kendi kusuru ile ayırt etme gücünü kaybettiyse verdiği zararı tazminle yükümlüdür. Kişinin kendi kusuru yoksa (zorla uyuşturucu verilmiş, hipnoz edilmiş vb.) verdiği zarardan sorumlu olmaz.

TAM EHLİYETSİZLERİN TEMSİL EDİLMESİ

-kural hukuki işlem yapamzlar.

-Genel olarak:Tam ehliyetsiz adına hukuki işlemleri kanuni temsilcisi yapar.Başa b,ir deyişle mümeyyiz olmayan kişi onun adına davranan kanuni temsilcisi aracılığı ile hak kazanır ya da borç altına girer.Temsilci gayrimümeyyizin malını bağışlayamaz vakfedemez ve onun adına kefil olamaz.

 
 

Şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar:Kural olarak şahsa sıkı sıkıya bağlı hakların bizzat şahıs tarafından kullanılması gerektiği ve bu nedenle de kanuni temsilci tarafından kullanılmasının mümkün olmayacağı ifade edilir.Ancak bu tip haklar ikiye ayrılır mutlak haklar kanuni temsilci tarafından kullanılamaz fakat nisbi anlamda şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar mümeyyiz olmayanının menfaatleri açısından kullanılabilir.Mutlak anlamda şahsa sıkı sıkıya bağlı haklara örnek evlenme,nişanlanma,evlat edinme gibi;nisbi anlamda şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar ise kişilik haklarının korunması adın korunmasını isteme gibi haklar gösterilebilir.

-yaşı küçükse velayet altındadır,yaşı büyükse bu kişye vasi atanır (yasal temsilci) -yasal temsilci tüm işlemleri yapar.
-kural olarak kişiye sıkı sıkya bağlı hakları da yasal temsilci kullanamaz.

TAM EHLİYETSİZLERİN SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMESİ

Tm ehliyetsiz sebepsiz zenginleştikleri miktarı iade yükümlüdürler.

Sebepsiz Zenginleşme:Bir kimsenin bir sebep olmadan başkasının malvarlığı aleyhine zenginleşmesidir.

SINIRLI EHLİYETSİZLER

Bu kişiler ayırt etme gücüne sahip olmakla birlikte, küçük veya kısıtlı olan kişilerdir. Bu kişilerde ehliyetsizlik asıl, ehliyet istisnadır.

Sınırlı ehliyetsizler tam ehliyetsizlerden farklı olarak ayırt etme gücüne sahiptirler. Sınırlı ehliyetsizler küçükler ve kısıtlılardır. Bunlarda da ehliyetsizlik asıl, ehliyet istisnadır. Mk 16. Madde:” Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleri ile borç altına giremezler.” Bu maddeye göre yasal temsilcilerinin rızası olmaksızın kendi işlemleri ile borç altına giremezler. Yasal temsilci, küçükler için anne-baba, kısıtlılar için vasidir. Yasal temsilci denmesinin sebebi iradeye bağlı olmamasındandır.Yani kişi kendisi vasi istediğini belirtmiyor burada. Açıkça kendi işlemleri ile borç altına giremezler demek suretiyle bir sınırlama getiriliyor. Yapılan işlemin hüküm ve sonuç doğurması yasal temsilcinin rızasına dayandırılmıştır. Bu hukuki işlemler tasarruf işlemi olabileceği gibi taahhüt işlemi de olabilir.Aynı rıza dava ehliyeti bakımından da geçerlidir.Sınırlı ehliyetsiz bir dava açtığında yasal temsilcininrızasıvarsaaçtığıdavagörülür. İstisnaolarakkişiyesıkısıkıyabağlıolandava haklarında yasal temsilcinin rızası aranmaz. Rızanın verilmesiyle yapılan sözleşme aynı içerikli olarak hüküm ve sonuçlarını doğurur.Yasal temsilcinin yapılan hukuki işleme rızasını vermesine hukuki işlemlerde tamamlayıcı olgu denir. Yapılan sözleşmenin hukuki sonuçları da sınırlı ehliyetsiz üzerinde doğar.

-sınırlı ehliyetsizlerin yaptıkları işlemler askıda hükümsüz veya eksiktir.Temsilcinin onayı tamalayıcı olur.Eğer izin vermezse baştan itibaren geçersiz olur.

-bazı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için etkinlik gerekir.

Etkinlik:Bir hukuki işlemin geçerli olması için şarttır.Örn:bir vasiyetin geçerli olabilmesi için kişinin ölmesi gerekmesi etkinlik unsurudur.

-Velinin rızayı beyan etmemesi ile vasinin keyfi olarak rızayı beyan etmemesinin sonuçları farklıdır. Vasi keyfi olarak rızasını beyan etmezse vesayet makamına dava açılabilir. Vesayet makamı sulh mahkemesidir. Denetim makamı ise asliye hukuk mahkemeleridir.

 
 
 

Temsilcinin rıza göstermesi 3 şekilde olur;

1.Önceden rıza gösterme (izin)

2.İşleme katılma( sınırlı ehliyetsiz ve temsilci beraber işlemi yapar)

3.Onay(icazet)(sonradan rıza verme)

Not:Sınırlı ehliyetsiz ve temsilcisi vakıf kurma,önemli bir bağışta bulunma,kefil olma işlemlerini yapamaz.

Not:Sınırlı ehliyetsiz borçlar kanununda rekabet yasağı sözleşmesi yapamaz. Not: ehliyetle ilgili kanunlar emredici hukuk kuralıdır.
-Vesayet makamı sulh ,denetleme makamı asliye mahkemesidir.

- Sınırlı ehliyetsiz yasal temsilcinin izni olmadan bazı işlemler yapabilir. Bunlar kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklarla ilgilidir. Bu haklar, mutlak anlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar ve nisbi anlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklardır.

1. Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı

Nisbi anlamda kişiye sıkı sıkıya bağlı olan nişanlanmada,evlat edinmede,ergin kılınmada vs. yasal temsilcinin izni gereklidir.

Yasal temsilci sınırlı ehliyetsizin yaptığı hukuki işeleme onay verinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür.

Bu durum belirsizliği ifade eder. Eğer yasal temsilci rızasını beyan etmezse ya da aksi yönde beyanda bulunursa işlem geçersiz olur. Yasal temsilciye onayını belirtmesi için belli bir süre tanınır. Bu süre içinde onay vermezse işlem baştan itibaren geçersiz sayılır.

Bu durumda iade hükümleri söz konusu olur. Eğer sözleşmenin yapıldığı mal taşınır mal ise istihkak davası, misli mal ise ( sayılabilen tartılabilen ve karışabilen mal – un şeker vs. ) sebepsiz zenginleşme davası açılır. Eğer mal taşınmaz ise tapu kütüğünün düzeltilmesi davası açılır. Böyle yolsuz tescil düzeltilir.

MK. 452. Maddesi 1. Fıkra:” Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir.Ancak, vesayet altındaki kişi, sadece kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında mevcut olan zenginleşme tutarıyla ya da iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış olduğu miktarla sorumludur.” Buna göre sınırlı ehliyetsizin geri verme durumu mal varlığına bakılarak tespit edilir.

Sınırlı ehliyetsizin kendini tam ehliyetli göstermesi durumu da aynı maddenin 2. Fıkrasında düzenlenmiştir:” Vesayet altındaki kişi fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur.”Sınırlı ehliyetsizin tavırları, konuşması ile karşı tarafı eylemli olarak yanıltması gerekir. Burada hile hükümleri uygulanır.

 
 

è Hata ve hile farklıdır. Hilede aldatma kastı aranır, hatada ise kişinin subjektif durumu söz konusudur.

Sınırlı ehliyetisizn burada verdiği zarar menfi zarardır. ( Olumsuz zarar, güvenden doğan zarar )

Menfi zarar: sözleşmenin hüküm ve sonuç doğuracağına dair güvenden doğan zarardır.

Örneğin sınırlı ehliyetsiz, bir kişiye bir satım sözleşmesi yapmıştır. Henüz ifa gerçekleşmemiştir. Satıcı bu malı ona satacağı için başkasına satmamıştır. ( daha yüksek fiyat teklif edildiği halde) Üstelik sınırlı ehliyetsizin böyle bir işlemi yapması geçersizdir. Bu durumda sınırlı ehliyetsizin satıcıya vermiş olduğu menfi zarardan sorumludur.

2.Karşılıksız Kazanmalar: Karşılıklı kazanmadan maksat tek taraflı ve sınırlı ehliyetsiz aleyhine yükümlülük yüklemeyen kazanmadır. Bu yükümlülük hukuki bir yükümlülüktür. Sınırlı ehliyetsize yapılan bağış sonucu aldığı malın vergisini ödemesi karşılıksız kazanma durumunu değiştirmez.

-karşılıksız kazandırmalar ahlak ve adaba aykırı ise geçersizdir.

3.Sınırlı Ehliyetsizin Temsilci olarak İşlem Yapması:Sınırlı ehliyetsiz sadece doğrudan temsili yapar dolaylı temsili yapamaz.Başka birini temsil edebilir. Ayırt etme gücü olan sınırlı ehliyetsiz başkası adına temsilci olabilir. Ancak kendisine bu temsil yetkisinin verilmesi gerekir ve bu temsilden borç altına girmemesi zorunludur. Vekalet ve temsil farklıdır. Vekalet bir sözleşmedir ve bunun içinde yetki de vardır. Mesela, avukata vekaletname verirsiniz. Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan bir borç hasıl olur. Sınırlı ehliyetsiz borç doğuracak bir temsil yetkisini kullanamaz.

4.Ehliyetin Genişletildiği Durumlar:Sınırlı ehliyetsiz anne babasının rızası ile ev dışında yaşadıkları durumlarda kazancını istediği gibi kullanabilir.

Not: MK 16/2 :” Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.” Haksız fiillerde irade ve kusur aranır.Buna sahip olan sınırlı ehliyetsiz haksız fiillerden sorumludur.

-Sınırlı ehliyetisiz borca aykırılıktan da sorumludur. Borca aykırılıkta kanun hükümlerine aykırılık söz konusudur. Edim yükümünden bağımsız borç ilişkilerinde de bu sorumluluk söz konsudur.( Sözleşme öncesinden doğan sorumluluk – culpa in contrahendo )

-Bir de 3. Kişiyi koruyucu etkili sözleşmeler var. Örneğin evde misafirleriniz varken kombi patlıyor ve misafirleriniz yani 3. Kişiler zarar görüyor.Bu kişilerin kombiyi yapan kişiyle herhangi bir sözleşme ilişkisi yok. Ancak evsahibi ile kombiyi yapan kişinin yaptığı sözleşemeye dayanarak dava açabiliyor.

-Sonuç olarak kanunun kusura sonuç bağladığı her yerde sınırlı ehliyetsizin ayırt etme gücü olduğu için haksız fiil sorumluluğu vardır.

SINIRLI EHLİYETLİLER

Bunlarda ehliyet asıldır. Ancak bu ehliyet bazı durumlarda sınırlanır. Eski Medeni Kanun’da bununla ilgili düzenlemeler vardı. Örneğin; kadının çalışması için kocasından izin alması, kadının kocası lehine kefalette bulunamaması.

-Yeni Medeni Kanun’la evlenme ile ehliyetin sınırlandığı durumlar neredeyse hiç kalmadı.

 
 

Medeni Kanun’un 429. Maddesine göre kendisine yasal danışman atanmış kişilerin ehliyetleri sınırlanmıştır. Mk. 429.maddesi hangi işlerde yasal danışman atanacağını tek tek saymıştır.

Sınırlı ehliyetliler evliler ve yasal danışman atananlardır.

1.Evli Kişiler:Örn,aile konutu üzernde yapılan işlemler ve kefil olmada evli kişiler kısıtlandırılmıştır. Birbirlerinin rızalarını almaları gerekir.

2.Yasal Danışman Atanan Kişiler:Oy,yönetim ve karma danışmanlık olmak üzere üçe ayrılır.

Ad değiştirme:
nüfus kanunu46/3 “ ad ve soyadının değiştirilmesi, din değiştirme suretiyle de olsa mahkeme kararıyla yapılır.” Dava ilgilinin oturduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Dava c.savcısı , nüfus baş memuru huzuruyla görüşülür ve karara bağlanır.
Bir kişinin adının değişmesi yüzünden bir başka kişi zarara uğrarsa, bu kimse değişikliği kararına
dava yoluyla itiraz ederek değiştirme kararının kaldırılmasını isteyebilir..itiraz ad değişikliğine karar veren mahkemeye yapılacaktır.

Kişisel durum sicilleri tutulması: -doğum kütüğü
-ölüm kütüğü
-evlenme kütüğü

-boşanma kütüğü
-kayıt ve yaş düzeltmeleri kütüğü
-diğer kişisel durum değişiklikleri kütüğü -aile kütüğü

Adı koruyan davalar
MK.m.26’ya göre,ad üzerindeki hak,adın kullanılmasının çekişmeli olması ve adın haksız kullanılması(ismin gasbı)olmak üzere iki şekilde ihlal edilebilir.
-Adın kullanılmasının çekişmeli olması halinde
Adın kullanılmasının çekişmeye meydan vermesi,bir kimsenin bir adı taşımayacağı itirazı ile karşılaşmasıdır.Örneğin;Bir kimsenin verdiği dilekçeyi alan resmi makam ,ilgilinin dilekçedeki soyadını kullanmaya hakkı olmadığını öne sürerek dilekçeyi reddederse,ad üzerindeki hakka itiraz söz konusudur ve o kişinin adı çekişmeye yol açmış olur.Bu hallerde kanun,adın sahibini korumak için,kendisine,o adı taşımaya ve kullanmaya hakkı olduğunun tespit edilmesini hakimden talep etmek hakkı tanımıştır(MK.m.26/I).Sözkonusu dava bir tespit davasıdır.Davalı,davacının adına itiraz ederek çekişmeyi yaratan kimsedir.

-.Adın haksız kullanılması halinde
Adın haksız kullanılması,bir kimsenin hakkı olmadığı halde başkasına ait adı kendi adı olarak ya da bir eşyayı,ürünü vs. adlandırmak için kullanmasıdır.Fakat özellikle bir kişiyi belirlemeyen,başkalarının da sahip olduğu bir adın bir ürüne verilmesi adın haksız kullanılması değildir.Genelde haksız kullanım gerçek kişilerde soyadı açısından söz konusu olur.Öz adın haksız kullanımından söz etmek daha zordur(Örneğin;Yavuz ismini köpeğine veren kişiler bu durumda Yavuz adında kimselerin itirazıyla karşılaşabilir ki;Bu kabule şayan değildir).Adın haksız kullanılması durumunda açılacak davalar da şunlardır. Bunları aşağıda kısaca görelim:
-Tespit davası
Eğer bir kimsenin taşıdığı ada başkaları tarafından itiraz olunur, yani onun o adı kullanmaya hakkı olmadığı iddia edilirse, bu kimse tespit davası açarak hakimden, o adı taşımaya hakkı olduğunun karar altına alınmasını isteyebilir (MK m.27/I).
Örneğin kocası ölmüş bir kadına karşı artık kocasının soyadını kullanamayacağı, bu adı terk etmesi gerektiği iddiasında bulunulursa, dul kalmış olan kadın açacağı tespit davasıyla ölen kocasının soyadını taşıma hakkının bulunup bulunmadığının karara bağlanmasını isteyebilecektir

 
 

-.Men davası
Adı haksız olarak başkaları tarafından kullanılmakta olan kişi, bu yüzden maddi veya manevi bir zarara uğramış bulunuyorsa, açacağı saldırıya son verilmesi davası ile hakimden bu haksız saldırının ortadan kaldırılmasını talep eder.
-Önleme davası
Önleme davası, bazı belirtilerden pek yakın bir zamanda adının başkaları tarafından haksız olarak kullanılacağını anlayan kişi tarafından açılır.
Buraya kadar anlatılan dava çeşitleri için kusur şartı aranmaksızın hareket edilir.

-Tazminat davası
Adının başkaları tarafından haksız olarak kullanılmasından, maddi veya manevi zarar görmüş olan kişi, bu zararın giderilmesi maksadıyla saldırgana karşı tazminat davası açabilir.

3.MANEVİ TAZMİNAT DAVASI
Ad üzerindeki hak BİR KİŞİLİK HAKKI olduğuna göre bu kişilik hakkı ihlal edilen kişi,uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir(MK.m.26/II).Kanun burada kişilik haklarında vukubulan her türlü tecavüzü değil bilhassa bu tecavüzün manevi bir zarar doğurmasını beklemiştir.Yani ünlü bir şarkıcı için “Bayan x de bu parfümleri kullanır.”demek izin alınmamışsa tabii ki şahsiyet hakkına tecavüzdür,adın korunması davalarına(yukarıda değinilen)başvurulabilir.Ama bundan manevi zarar doğmadıkça,yani somut
olayda-keder,elem ve psikolojik sıkıntı gibi duygulara düçar olmamışsa-manevi tazminat istemi dinlenmeyebilir.
MK.m.25/III kişilik hakkı ihlallerinde saklı tutulan davalar arasında manevi tazminat davasını da zikretmiştir.BK.m.49’a göre de “şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi,uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.”.
3.1.MANEVİ ZARAR KAVRAMI

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !